Ana sayfa Cengiz Erdil Emekliler İstanbul dışına çıkarılsa, kent kurtulur mu?

Emekliler İstanbul dışına çıkarılsa, kent kurtulur mu?

987
0
PAYLAŞ
İstanbul'n nüfusu nereye gidiyor? Yaşanılır mı

CENGİZ ERDİL

 

İstanbul’un nüfusu üzerine yazdığım yazıyı okuyan değerli arkadaşım Varol Hepgürdal  bir e posta göndermiş. Varol’u size kısaca tanıtayım; kendisi inşaat mühendisi ama hem İstanbul Borsası’nı hem de dış borsaları çok yakından takip eder, özellikle ekonomi ve tarih üzerine çok okur. Ve de İzmirlidir. Ege’nin otlarını, tüm balık ve deniz kabuklu alemini çok iyi bilir. Artık bu şartlarda iyi bir arkadaşım olduğunu anlamışsınızdır.

Bana yazdığı öneri hayli ilginç. Göz ardı edilebilecek gibi de değil. Böyle ütopyaya veya hayallere ihtiyacımız var. Vizyon böyle oluşuyor.

Uluslararası siyaset konusunda araştırmaları da olan Gazeteci Halit Kakınç, Odatv Haber Sitesi’nde, “ Bize bir ütopya lazım” diyerek şöyle yazmış, “Ütopyalarımız olmazsa, inanın, yitip gittik demektir. Bu durum böyle devam ederse, 21. Yüzyıl, ütopyaların son bulduğu çağ olarak geçecektir insanlık tarihine, korkarım.”

Marksist kuramın üç kaynağından biri de Fransız Sosyalizmidir. Ancak Fransız Sosyalistlerinin düşünceleri ütopik idi. Marx o düşüncelere, İngiliz Ekonomi Politiği ve Alman Felsefesi ışığında şekil verdi.

Ütopya;  kabaca, hayal, gerçekleşmesi imkansız tasarı veya düşünce olarak tanımlanıyor. Filozofların çoğu  ütopyaya kafayı takmışlar, toplumu ve devleti şekillendirmeye çalışmışlar. Ütopyalar olduğu gibi hayata geçmemiş ama insanlığın yolunu da aydınlatmış.

İstanbul kabına sığmıyor. Metrobüs hikayeleri bitmek bilmiyor. Ne yapmalı?

Mesela demokrasi antik çağlarda bir ütopyaydı. Sonra gerçek oldu(Hala insanlığın tam bir demokratik sistemle tanışıp tanışmadığı da tartışılıyor)

EMEKLİLER İSTANBUL DIŞINA

Neyse gelelim arkadaşımın ütopyasına…Varol Hepgürdal’ın İstanbul’u kurtaracak formülün asli unsuru emekliler. Kentteki emeklilerin sınır dışı edilmesine dayalı bir proje bu! Proje gönüllülük esasına göre uygulanacak. “Emeklilik üretim içindir” sloganıyla hareket edilecek. Anadolu’ya yerleşen emekliye ev ve arazi sağlanacak. Organik bahçe tarımı teşvik edilecek.(bu uygulama ABD’de çok revaçtaymış). Kadın erkek fark etmez, emeklilerin hafifi el işlerine yönlendirilmesi sağlanacak. Ne bileyim; kadınlar dikiş, nakış işlerinde, cam işlemede yoğunlaşacak. Erkek emeklilerde usta oldukları veya meraklısı olduğu alanlarda iş imkanı arayacak. Hatta Norveçlilerin yaptığı gibi emekli siteleri oluşturulur, yerel yönetimler buralarda işlik ve okuma odaları kurabilirmiş.

Ben de Varol’a “ sen bu düşünceni bir rapor halinde yaz. Eskişehir Büyükşehir Belediye  Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e gönder” dedim.  

-“Neden” dedi.

-“Seni bu zamanda sadece o anlar” diye yanıtladım.

HAYALDİ GERÇEK OLDU

Bizim siyasi, hayatımızda  son yıllar “ Hayaldi gerçek oldu” diye bir slogan var.  Marmaray hayaldi gerçek oldu( doğrusu bu çok iyi oldu) 3 köprü hayaldi, Kuzey ormanlarının imhası gerçek oldu. İstanbul hayal bir kent idi, Şimdi yükseldikçe, insanlık tarihine batacağı daha bir gerçek oldu.!

İstanbul’un nüfusu 2-3 misli katlaması beklenen Kanal İstanbul gerçek olması durumunda, 30 yıl sonrasının İstanbul’u nasıl bir kent  hüviyetine bürünecek acaba?

Bilim insanı  Prof. Cemal Saydam’ın senaryosuna göre, “Karadeniz’e ikinci bir musluk açtığınızda suyu daha hızlı Marmara Denizi’ne akacak. Bol besinli üst tabaka zaten çan çekişen alt tabakaya baskı yapacak, dolayısıyla oksijen hızla azalacak. Oksijen bitince bir daha geri dönüşü yok, kanalı kapatsanız dahi yok. Oksijensizlik kimyasal dengeleri alt üst edecek, alt tabakadaki hidrojen sülfür yoğunluğu hızla artacak. Dolayısıyla İstanbul birkaç 10 yıl sonra lodos estiğinde dayanılmaz bir şekilde çürük yumurta gibi kokacak.”

Hayal var, ütopya var. Kapitalizm, parasınave elde edeceği ranta göre bunlar bir kılıf uydurabilir.

Hayattan, insandan ve de doğadan yana olanları ayırt etmek yeteneği, insanlarda var diye düşünüyorum.

 

 

BİR CEVAP BIRAK