Ana sayfa Ada'dan Haberler Büyükada, “Ada’nın masumiyet sembolü” Selim Uzun’u uğurladı

Büyükada, “Ada’nın masumiyet sembolü” Selim Uzun’u uğurladı

14389
0
PAYLAŞ
Selim UZUN 43 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ.

Son yılların en kalabalık uğurlamasıydı sanki.. Adalılar, Hamidiye Camii’ne  koşmuştu…  Çarşamba günü, öğle namazı sonrası Büyükada’nın her rengi avludaydı. Selim Uzun için gelmişlerdi. Çocukları, arkadaşları, komşularıydı Selim… Her yerde iz bırakıp, 43 yaşında son nefesini vermiş bir Adalı’ya veda zamanıydı.

Hastalığı nedeniyle, sözlerle değil; bakışlarıyla, vücut diliyle iletişim kurduğu Adalıları  buluşturmuştu Selim.. Ya dükkanlarına girip çıktığı, bir kaç tatlı ve çikolata aldığı esnaftı onlar. Ya da sandalyesine oturup yorgunluk attığı komşuları.. Veya yolda köpekleri görünce korkup da sığındığı evlerin sahipleri..

1973 doğumlu Selim, sokakların özgür çocuğuydu. Hristafi’nin, Karaduman’ın, fırıncı Adnan’ın, Niko Mundi’den bayrağı devralan Hüseyin’in, ciğerci Altan’ın konuğuydu çoğu kez.. Hristafi’nin dükkanına her gelişinde, hep aynı kitabı alıp onunla bütünleşmesi çok etkileyiciydi. Mihail Paşa, o anları şöyle anlatıyor:

“Geldiğinde hep aynı kitabı alırdı. Prens Adaları. Mavi ciltli, büyük fotoğraflı bir kitaptı. Açtığında hep aynı sayfadaki fotoğrafa uzun uzun bakardı. Dükkandan çıkar, yanımızda Mado’nun oradan karşı sahillere bakıp, fotoğrafla ilgili bir şeyler mırıldanırdı. O fotoğrafla bütünleşiyordu adeta. ”

Ada’yı kare kare fotoğraflayan Erkan Karaduman, o kitaplı anı fotoğraflamıştı:

Selim, çok sevdiği Ada kitabıyla baş başa. (Fotoğraf:Erkan Karaduman)

Taylan Karaduman’ın iskele içindeki dükkanına geldiğinde ise hemen gözlük standına yönelirdi Selim. Gözlüğü eline alır, düzgün olup olmadığını kontrol eder, sonra gözlüğü gökyüzüne doğru tutup bir süre  öyle bakardı. Aldığı yere gözlüğü bırakır, diğerini alırdı. Taylan çok meşgulse, bir bakışla Selim’den ricacı olur, o da hemen uzaklaşırdı sessizce.. Anlaşmak için konuşmaya gerek yoktu ki.. Selim, ” kimseyi kırmamak üzere programlanmış”  iyi bir insandı..

Belki üzdüğü ender kişilerden birisi, Müslüm Şahin’di.. Ama, güldüren bir hüzündü bu aslında. Yaz günü Selim’lerin evinin karşısındaki minik dükkanın elektriği kesilmişti. Müslüm Şahin, uzaktan kablo ile elektrik taşımıştı buzdolabına, dondurmalar sabaha kadar bozulmasın diye… Selim bunu görmüş ve gece yarısı, kabloyu çekip almıştı dolaptan.. . Müslüm sabah geldiğinde, erimiş dondurmaları görünce anlamıştı Selim’in oradan geçtiğini…

YÜZÜNÜ GÜLDÜREN ŞARKI

Mihail Paşa, İrini Abla ve  daha niceleri Selim’i uğurlayanlar arasındaydı. Belediye Başkanı Atilla Aytaç ve ekibi tam kadro oradaydı. Mahmut (Yerlikaya) Hoca, öğrencisi olamayan Selim’i, bir öğretmeniymiş gibi uğurluyordu. Can Başkan, Coşkun Başkan da oradaydı.

Anne Sakine Uzun, eş acısından sonra evlat acısını da yaşadığı için, sandalyeye oturarak dayanabiliyordu bu ızdıraba.. Abla Emine musalla taşının kıyısında annesine destek oluyordu.  Süleyman, ağabeyliğini yaparken bir baba gibi kucaklıyordu kalabalığı..  Doğan, Turan, İrfan Uzun kardeşler; yeğenlerini uğurlarlarken, hüzün içindeydiler.

Çocukça bir temizliği ve saflığı vardı Selim’in.. Belki çok şeyi bozulan, pek çok şeyi değişip dönüşen Büyükada’nın değişmeyen simgesiydi O..  Sevdiği şarkıyı keşfeden Erkan Karaduman’ı ne zaman görse, yüzünde bir tebüssüm belilirdi. Karaduman anlatıyor:

“Ben Ferdi Özbeğen’in  O Karanlık Gecelerde şarkısını söylediğimde o da mimikleriyle katılırdı. Ve o sırada F harfi yapardı parmaklarıyla. Çok severdi bu şarkıyı. ”

O sözlerde ne bulduğunu hiç birimiz bilemeyeceğiz: “O karanlık gecelerde, Senin için ağladım ben durmadım,Yalvarırım duy da sesimi gel artık, Senin için çarpan kalbim durmadan”

Adalılar, Selim Uzun’un cenaze töreninde buluştu ‘ (Fotoğraf:Osman Yürük)

 ADA’NIN MASUMİYET SEMBOLÜ: SELİM UZUN

Kendine özgü, sessiz ve kapalı dünyasında bir ömür geçirdi Selim Uzun… O dev cüssesi, minicik bir çocuk kalbi taşıyordu. Kimseye zarar vermeyen, ‘kötü’yü, dedikoduyu, kıskançlığı, arsızlığı bilmeyen bir çocuktu. Büyümedi, değişmedi, hep öyle saf ve temiz kaldı. Eski Ada’nın bir masumiyet sembolü daha gittiği için avludaki herkesin gözleri doluydu…

 Ada sokakları ve çarşı şimdi Selim’siz daha boş, eskisinden daha soluk.. Kaybettiğimiz Selim, belki de  Ada’nın son sessiz çığlıydı …

(ATİLLA GÜNER)

BİR CEVAP BIRAK